Burası benim evim değil... Adım Sema... Ben çok zenginim...
Bu sözler Mevlüde Hanım'ın 4 yaşıma girdiği güne rastlıyor. Aile biraz şaşırıyor ama ilk başta pek üzerinde durmuyorlar ve önemsemiyorlar. Bu yaşlardaki çocukların hayal güçlerinin biraz fazla olabileceğini düşünüyorlar. " Varsın böyle konuşsun, kime ne zararı olabilir ki ? " diyorlar.
O yıllarda Antakya'nın girişinde merkeze oldukça uzak bir semtte oturuyorlar. Mevlüde 7 yaşlarındayken, bir akşam üstü annesiyle birlikte mahalledeki fırına gidiyorlar. Sıranın kendilerine gelmesini beklerken, yoldan çok lüks bir arabanın geçtiğini görüyorlar. Kapıda duran gençler, arabayı kullanan gencin, Antakya'nın en zengin ailelerinde Köse Ailesi'nin büyük oğlu Semir olduğunu söylüyorlar. Bunun üzerine 7 yaşındaki Mevlüde, hemen gençlere dönüp, " Semir değil, Semih'ti " diye lafa karışıyor.
Annesi: " Sus bakalım... Sen nereden tanıyorsun ? " diye azarlayınca, Mevlüde uzaklara doğru bakıp: " Nasıl tanımam, ben daha önce onların annesiydim. Semir'in küçük, Semih'in büyük olduğunu nasıl bilmem " diye cevap veriyor !
Annesi çok şaşırıyor ve korkuyor. Mevlüde'nin kulağını çekip: " Bir daha böyle acayip şeyler söylersen seni çok kötü döverim " diye azarlayınca, Mevlüde aradan geçen 4 yıl boyunca, bu konu hakkında ağzını bile bir daha açmıyor.
Aradan yıllar geçiyor.....
Mevlüde 11 yaşına bastığı yıl, Antakya'nın merkezine, yeni bir semte taşınıyorlar. Mevlüde, Vali Teoman İlkokulu'nun beşinci sınıfına başlıyor.
Bir gün teneffüste arkadaşlarıyla oynarken, yoldan geçen bir ortaokul öğrencisini görüyor. Ve çocuğun yanına koşup dikkatlice bir şekilde onu inceliyor. Daha sonra çocuğa sarılarak, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor. " Ben senin annenim, sen doğduktan 1 - 2 gün sonra öldüm. O zaman adım Sema Köseydi. Kum ocaklarımız vardı. Altı kardeştiniz. 3 kız 3 erkek.... Ağabeylerin, ablaların nasıllar ? Şu anda ne yapıyorlar ? " deyince çok şaşıran ve hayretler içinde kalan çocuk: " Bunların hepsi doğru ama sen nereden bilebilirsin ? " deyince, Mevlüde çok rahatlıyor. Evinin adresini verip, kardeşleriyle muhakkak kendisine gelmelerini söylüyor.
Ertesi gün aile verilen adrese gidiyor.Kapıyı onlara Mevlüde açıyor. Çocukların altısı da kapıda kendilerinden 10-15 yaş küçük Mevlüde'ye hayretle bakıyorlar. Daha sonra Mevlüde ile uzun uzun görüşüyorlar. Ailelerinin en gizli olaylarını bile Mevlüde'nin ağzından en ince ayrıntılarıyla dinledikten sonra şüpheleri kalmıyor...
Küçük kıza sarılıp: " Çok entresan bir olayla karşı karşıyayız.... Annemizin ruhu Mevlüde'de yaşıyor. Anlattığı her şey tamamıyla doğrudur. " diyorlar.
İki aile bu gün hala görüşmeye devam ediyorlar. Mevlüde Hanım İskenderun'da oturmakta olup, evli ve iki kız çocuğu annesidir.
Üstünden bir türlü atamadığı bir korkuyla yaşamına devam ediyor: Doğum yaptıktan sonra hastalanıp, bir önceki yaşamında olduğu gibi ölmek..
__________________
Semraaa bu paylaştığın iyi de daha esrarengiz olsub bidaki eksiklikler var canıms.:D
YanıtlaSilPeki arkadaşım bir dahakine daha güzel yazarım sağol eleştirin için
YanıtlaSil